Türkiye Televizyonlarında Yaşanmış En Komik 10 Futbol Anı


İster canlı yayın kazası diye düşünün, ister heyecan. Türkiye televizyonlarında yayınlanan maçlarda, futbol programlarında, röportajlarda,basın toplantılarında en iyi komedi dizilerinden komik anlar yaşandı. İşte ilk top 10!


10

I Love You Puyol!

2002 Dünya Kupası 2. turundaki İrlanda - İspanya maçı asla unutulmadı çünkü spiker Orhan Ayhan’dı! Efsanevi spiker, henüz maçın başında rengini belli etmiş, yorumcu Ömer Üründül’ü de yanına çekmeye çalışarak İspanya’yı tuttuğunu açıklamıştı. Fakat daha da trajikomik olan Ayhan’ın Puyol’u İspanya’dan da daha çok tutmasıydı. Ayhan, 90 dakika boyunca diğer oyuncuları Puyol gibi olamadıkları için yerden yere vurdu. Maçın sonlarında Hierro, Quinn’e dokuz kusurlu hareketten birini yapıp İrlanda penaltı kazandığında “Orada Puyol olsa penaltı olmazdı” diyen duayen, bir ara hakem Frisk’e dalıp Puyol’u da unuttu: “Bak Üründül, yakışıklı adam. Tarzan’ı oynayan Weismüller'e benzetiyorum hep”

9

Bir Röportaj, İki Pot Kırma!

Türkiye’ye yolu düşmeden önce Nottingham Forest’te Pierre Van Hooijdonk ile harika bir forvet ortaklığı kuran Kevin Campbell, Trabzonspor macerası için daha sonradan “Hayatımın en büyük hatasıydı” diyecekti. Bunun da baş sebebi olarak kendisini transfer eden Trabzonspor başkanı Mehmet Ali Yılmaz’ı gösterecekti. 17 maçta 5 gol atınca eleştirilmeye başlanan İngiliz santrfora en sert eleştiri başkanından gelmişti. Yılmaz art niyetli olmasa da sözleri baştan aşağıya ofsayttı: “Gol makinesi diye aldık, çamaşır makinesi çıktı. Aldık bir rengi bozuk yamyam, gol atmıyor, ne yapayım ben mi çıkıp atayım?”

8

Haydi Eller Havaya

Henüz altı yıldır TRT’dedir Ümit Aktan, yıllar sonra bir televizyon efsanesi olacağından habersizdir. Pazar akşamı yayınlanan programda 1-1 biten Beşiktaş - Adana Demirspor maçının görüntülerini bir yandan da anlatarak yayına verir. İlk 30 saniye golleri anlatan Aktan ardından “Maçın bundan sonrasında futbol adına bir şey olmadığından, kalan dakikaların görüntülerini anlatmıyor, müzik eşliğinde yayınlıyoruz” der ve maç özeti fonda oyun havasıyla devam eder! Bu, onun TRT macerasının da sonu olur!

7

Ayıp Ettin Engin!

Şifo Mehmet, tam 17 yıl sonra çizgiyi geçtiği ispatlanacak golünü atmış, Beşiktaş, Fenerbahçe karşısında son anda 2-2’yi yakalamıştı. Sarı lacivertliler golü veren yan hakem Çetin Oytuner ile orta hakem Ahmet Çakar’ın etrafını sarmışlardı. Saha karmakarışıktı, tabii ki Bülent Karpat da oradaydı. Karpat mikrofonunu Fenerbahçe kalecisi Engin İpekoğlu’na yöneltti ve “Engin, Engin. Gol mü? Top çizgiyi geçti mi?” diye sordu. Kaleci Engin oldukça sinirliydi ve kendisini hiç dizginlemeden sansürsüz bir şekilde yanıtını verdi: “Ya yan hakeme ‘Gol değil’ dedim, bana ‘Senin ananı …’ dedi. Ayıp valla!” Evet, ayıp!

6

Soyunma Odasına Bak!

Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden futbol ustası Can Bartu. 1990 yılındaki bir Beşiktaş maçı sonrası televizyon tarihimizin en büyük futbol gaflarından birine imza atmıştı. Düşük tempolu oyunu ve ilerlemiş yaşı yüzünden “Gordon Milne ile Süleyman Seba’nın askerlik arkadaşı” olarak nitelenen orta üstadı solak Alan Walsh ile ilgili yaptığı yorum tam bir faciaydı: “İkinci yarıda Alan Walsh hiç oyunda yok gibi, tek bir ortası dahi yok”. İşin aslı Walsh gerçekten de devre arasında Milne tarafından oyundan alınmış, yanındaki spikerin de dikkatsizliği yüzünden olan Sinyor’a olmuştu!

5

Özdenak Tam Gaz

Fenerbahçe’den Beşiktaş’a geldiği ilk zamanlarda Marcio Nobre bir türlü gol atamıyordu. Sabri Ugan’ın yönetimindeki programda bunun nedenlerini konuşukurken, eski bir santrfor olan Gökmen Özdenak söz aldı: “Nobre’yi Fenerbahçe’de iki sene izledim. A…a ko… Onun şeylerinden istifade edin yani!” Stüdyoda gülüşmeler yaşanırken programı yöneten Sabri Ugan “Programı bitirme zamanının geldiği anlaşılıyor. Saat dörde on var” diyerek durumu toparlamaya çalışırken, Özdenak her şeyden “habersiz” yeni vecizeleriyle konuşmaya devam ediyordu: “Ortaya alıyor kanat yok, kanat alıyor orta yok…”

4

Mahcupsun Güntekin!

Beşiktaş – Samsunspor maçı sonrası, Mircea Lucescu ile Ahmet Çakar arası efsanevi söz düellosu. Çevirmenlik görevi Güntekin Onay’da! Lucescu soluksuz bir şekilde konuşur, Ahmet Çakar kendisine ağır yanıtlar verildiğini düşünerek araya girmeye çalışır; Onay iki ateş arasında kalır. Lucescu telefonu kapadıktan sonra asıl yangın başlar:

Ahmet Çakar: “Ben Lucescu’yu böyle bilmezdim, o karton aslanmış; hayallerim yıkıldı.”

Güntekin Onay: “Ben sizin bütün söylediklerinizi tercüme etmedim.”

A. Ç.: “O zaman sen de sahtekârlık yaptın Güntekin!”

G. O.: “’Gözleri görmüyor’, ‘kör gibi’ sözlerini çevirmedim.”

A. Ç.: “Bunların hangisi hakaret? Gözleri görmüyor demenin neresinde hakaret var? Güntekin senin yaptığın hiç dürüst bir davranış değil. Bak gözlerin aşağıya bakıyor. Mahcupsun. Bana mahcup musun?”

G. O.: “Evet.”

A. Ç.: “Mahcupsun değil mi?”

G. O.: “İkinize de mahcubum.”

A. Ç.: “Ona niye mahcup olacaksın? Konuşan o! Bana mahcupsun değil mi?”

3

Canlı ve Kanlı Yayın

Levent Özçelik’in çıraklık günleriydi. Özçelik, bir Galatasaray – Fenerbahçe derbisinde, maç öncesinde futbolcular Müjdat Yetkiner, Yusuf Altıntaş ve Tugay Kerimoğlu ile röportaj yapar, kalede ısınmakta olan Engin İpekoğlu’nun sakat parmağını seyirciye gösterir. Top-kale seçimi için yapılan yazı turayı kazanan kaptan İsmail’e “Neden İsmail? Neden bu taraf” diye sorar, İsmail’in “Kaleci öyle istedi” yanıtını tebessümle karşılar. Son söyleşiyi santrada hakem Ahmet Çakar’la yapan Özçelik bir süre ekranda görünmez. Ta ki Fenerbahçe’nin sağ açığı Ümit Birol’un, Galatasaraylı Tayfun Hut’un arkadan sert darbesiyle düşürülmesine kadar. Özçelik, sağlık ekibinin yanında sahaya dalar, yerde acı içinde kıvranmakta olan Ümit’e mikrofonu uzatır ve “canlı ve kanlı” röportajını gerçekleştirir:

Levent Özçelik: “Ümit, nedir problem?”

Ümit Birol: “Valla, gördüğünüz gibi bomboş gidiyordum, arkadan vurdu ya…”

Röportaj, görevlilerden birinin Levent Özçelik’i sahanın dışına davet etmesiyle kesilir!

2

Fatih Terimce


Yunanistan - Türkiye arasında oynanacak Avrupa Şampiyonası grup eleme maçı öncesi düzenlediği basın toplantısında Fatih Terim, gazetecilere İngilizce hitap ediyor. Daha önceki demeçlerinde İtalyanca-Türkçe’yi aynı anda konuşan İmparator bu kez de ortaya İngilizce-Türkçe-Fransızca bir karışım sunuyor.

“I don’t want to see the back, I want to see front”

“But anyway now is in the TABELA”

“Big chances some big OKAZYON”

“Something happened, everything is something happened”

Fatih Terim geçtiğimiz dönemlerde kendisini eleştiren spor yazarları için “Ben ders almam ders veririm” demişti. Terim, bu basın toplantısında da İngilizce dersi vermekten geri kalmadı.

1

Turgay Şeren’i Delirttiler

Star Tv’de Telegol’ün ilk yayın dönemlerinden bir Pazar gecesi… Konuklar Ahmet Çakar, Ali Sami Alkış, Turgay Şeren ve Ziya Şengül. Tansiyon yine zirvede, sesler yükselmiş ve taraflar ateşli bir tartışma içinde. O sırada Ali Sami Alkış’tan bir yorum geliyor. “Yönetim dese ki, Ali Sami Alkış’ı sahaya sürüyorum, libero oynayacak dese kimse sesini çıkartmayacak.” Bu sözler üzerine Berlin Panteri Turgay Şeren, televizyon tarihimizin en büyük ve en unutulmaz gafını yapıyor: “Aaaa yok artık ebesinin a.. Ali Sami sen de!”

Futbolik'e Ücretsiz Abone Ol