Doğru Zamanda Doğru Yerdeki Üç Wonderkid

Martin Odegaard


Martin Odegaard, 15 yaşında Stromsgodset formasıyla Norveç ligini sallamaya başlamış, milli takım tarihinin en genç forma giyen oyuncusu olmuştu. Liverpool, Bayern, Ajax, Manchester City gibi kulüplerle girdiği yarışı kazanan Real Madrid, tarihindeki ilk Norveçli oyuncuyu kadrosuna katarken Odegaard'ın hafta içi A takımla idmanlara çıkıp hafta sonlarında genç takım maçlarında oynaması planlanmıştı.

Ancak Odegaard, Real Madrid için elde edildikten sonra cazibesini kaybeden bir mücevherden öteye gidemedi. A takım formasını 2 kez giyen Norveçli, 2017'de Heerenveen'e kiralanırken artık Bayern'i çalıştıran Carlo Ancelotti de onun transferini bir PR projesi olarak tanımlıyordu.


"Florentino bir Norveçli oyuncuyu getirdi ve takımda PR kampanyası kapsamında üç maça çıkması gerektiğini söyledi. İsterse dünyanın en iyisi olsun, benim istediğim türde bir oyuncu değildi"


Real Madrid'de Asensio,Ceballos gibi genç İspanyollar transfer edilip yükselişe geçerken Odegaard da Heerenveen yolunu tutuyordu. Eredivisie'deki ilk sezonunda 2 gol, 1 asistlik performansı dikkatleri çekmese de izlerken kalitesini zaman zaman belli eden Odegaard'ın parladığı yer ise Vitesse oldu. 8 gol kaydeden Norveçli, takımının ligi 5. sırada bitirmesine yardımcı olurken 12 asistle de Tadic ve Ziyech'in ardından asist krallığında üçüncü sırayı alıyordu. Artık büyük liglerden birinde şansını deneme zamanıydı.


Real Sociedad'a kiralanan Odegaard, kendisine benzer kariyer yolculuklarından geçen Mikel Merino ve Alexandar Isak'la birlikte yeteneklerini sergilemeye başladı. La Liga'da çıktığı 23 maçta 4 gol atıp 5 asist yapan Odegaard, Kral Kupası'nda Bernabeu'da 4-3 kazanılan Real Madrid maçında da fileleri havalandırmayı başardı. Orta saha üçlüsünde yaratıcılık görevini sırtlayan 21 yaşındaki oyuncu 90 kezle ligin en çok dripling yapan beşinci oyuncusu olurken attığı 54 kilit pasla da Jose Campana ve Lionel Messi'nin ardından üçüncü sırayı aldı.


Alexander Isak


16 yaş 199 günlükken AIK formasıyla kaydettiği golle İsveç lig tarihinin en genç golcüsü olan Alexander Isak, kısa sürede "Yeni Ibrahimovic" etiketine layık görülmüş ve Odegaard'ın hatasını tekrarlamayarak Real Madrid yerine Borussia Dortmund'u seçmişti. Ancak sarı siyahlıların son 10 yıldaki en karışık dönemlerinden birine denk geleceğini bilemezdi. Thomas Tuchel'in yarım sezonda şans vermediği Isak, Peter Bosz ile başlayıp Peter Stöger ile son bulan 2017/18 sezonunda çok az süre alırken kadroya hiç alınmadığı 2018/19 sezonunun devre arasında Willem'e kiralandı.


Tıpkı Odegaard gibi Eredivisie'de kendisini bulan Isak, sezonun ikinci yarısındaki 16 maça 13 gol, 7 asisti sığdırırken top saklama ve dripling becerilerini de özgürce sergileyebildi.

Bu sezonun başında Real Sociedad'a transfer olan Isak, ligdeki 27 maçta 7 gol kaydederken Kral Kupası'nda da biri sol diğeri sağ ayağıyla attığı 2 golle damga vurduğu Real Madrid maçının yanı sıra 5 kez daha fileleri havalandırdı. "Leblebi gibi gol atan" bir forvet olmasa da çabukluğu ve ayaklarına hakimiyeti, rahat adam eksiltip top saklayabilme becerileriyle üst düzey kulüplerin kadrosunda bulundurmak istediği profilde bir forvet. Liglere verilen aranın dönüşünde kaldığı yerden devam ederse Borussia Dortmund 30 milyon Euro'luk geri alma maddesini hiç düşünmeden kullanacaktır.


Mikel Merino


Osasuna altyapısından yetişen ve 2015'te Avrupa şampiyonluğuna uzanan İspanya U19 takımının dikkat çekici isimlerinden biri olan Mikel Merino, 2016 yazında 3.7 milyon Euro karşılığında Borussia Dortmund'a transfer olduğunda bu çok mantıklı bir iş olarak gözüküyordu. Sarı siyahlılar hem geleceği parlak bir yeteneği kadrolarına katmış hem de o dönem ismi dev kulüplerle anılan Julian Weigl'ın yerini daha ayrılmadan doldurmuştu. Ancak tıpkı Isak gibi Merino da Dortmund'da tutunamayanlardandı. Thomas Tuchel'in çok az şans verdiği, sahaya sürdüğünde de stoper olarak görev verdiği İspanyol, ertesi sezon Rafa Benitez'in çalıştırdığı Newcastle United'a transfer oldu. Newcastle'da sezona çok iyi başlayan ve taraftarın sevgilisi olan Merino, ligin ikinci yarısını Diame ve Shelvey'in arkasında yedek bekleyerek geçirince Ada günlerine son vermeye karar verdi ve Real Sociedad'ın serbest kalma bedelini ödemesiyle ülkesine döndü.

Sociedad'da iki sezondur takımın değişmezleri arasında yer alan Merino, komple bir orta saha oyuncusu olarak dikkat çekiyor. 1.86 boyundaki İspanyol, La Liga'da girdiği hava topu mücadelelerinin %66'sını kazanırken maç başına 2.2 top kapma, 1.5 pas arası, 1 dripling ve 1 kilit pas istatistikleri oyunun iki yönündeki kalitesini de ispatlıyor. Topa sahip olan ve oyunu rakip yarı sahaya yıkan her takımda kalitesini kanıtlayabilecek bir yetenek olan Merino, yeteneğinin yanlış değerlendirildiği Dortmund ve kendisine uygun olmayan Newcastle maceralarının ardından doğru takımda parlıyor.


Yorum:


Tüketimin zirvesinde bulunduğumuz sosyal medya çağında Mbappe ve Haaland gibi hiç tökezlemeden elit seviyeye çıkıp yeteneklerini sergileyebilen üst düzey yeteneklerin olması futbol severler için bir illüzyonu da beraberinde getiriyor. Çıkış yapan genç oyuncuları hızla yükseltip aynı hızla isimlerinin üstünü çizmeden önce onların doğru zamanda doğru yerde, yeterli şansı aldıklarından emin olmak da gerekiyor. Odegaard, Isak ve Merino bu sezonun bizlere verdiği en güzel derslerden biri olarak önümüzde duruyor.

Futbolik'e Ücretsiz Abone Ol